19 Aralık 2011 Pazartesi

TERLİK GİYEN KADIN

              Ne zaman kış vakti terlik giymiş kadınlara rastlasam, istemsiz beynim beni geçmişe götürüyor.
              Kadınlar üşümez!
              Yıllar sonra annemle o yıkık eve gidiyoruz. O intiharlardan 16 yıl sonra. Onu çıplak yüzerken izliyorum. Annemi ilk defa bu kadar çıplak görüyorum... Küçük, açık kahverengi gözleri çocukça heyecanlar içinde. Çocuk geldiği evin gizlice yüzdüğü havuzunda 16 yılın öksüz acısını çıkarıyor.
              Annem yüzmeyi biliyormuş!
              Bugün hala anneme baktığımda bu şehre, Diyarbakır'ıma terlikleriyle, kış vakti gelmiş o kadını görüyorum. Kimliksiz, yedi çocuklu, üstelik dul...
              Annem hala kış vakti terlik giyiyor!
              16 yıldır aynı kokuyu sürüyor!
              Günün birinde coplanıyor, her yeri morarıyor, kanıyor. Moru bir tek  anneme yakıştıramıyorum. 'Ekmekçi kadın' diye çağırıyorum onu hep içimden.
               Annem ekmek satıyor!
               Bir kış vakti jandarmaların sesiyle uyanıyor, kocasını yitirmenin acısını korkusunu yine hissediyor.
               'Bu Beğiklerin kadınları çok çingene diye bağırıyor komutan.
               Havuzunda yüzdüğü ev , gözünün önünde ateşe veriliyor. Beyaz kara uzanıp, terliklerine bakıyor. Ateş terliklerini aydınlatıyor. Hayvanların  çığlıklarını duyuyor. Kırmızıyı lanetliyor. Kimlik kokuyor hava, çığlık kokuyor, Kur'an kokuyor, memesinin tekini çocuğunun ağzına verıyor.
               Yolculuk başlıyor...
               O kadın terlik giymeyi unutmuyor bir daha!
               O kadın karı sevmiyor!
               Ben yıllardır hala o sütün tadını unutamıyorum!
               Benim annem ekmekçi kadın...

10 Aralık 2011 Cumartesi

OLSUN

                -Aman MÜMTAZ BEY bu prezervatifin son kullanma tarihine az kalmış,vakti geçmeden kullanın!

                -Ooohooo o zamana kadar...

               ( Bütün gece deri ceketli adami gözünü bana dikmiş bakarken görüyorum, gözümü açıyorum adam hala karşımda... Bu ne biçim otel Allah aşkına,hem kahvaltısı var hem sarı degil çarşafları! Çok şükür ki sıcak suyu yok. Soğuk suyun altında duş almak zorunda kalıyorum Aralığın bir gününde. Havluya sarılı çıplak uyuyorum. Adam yok karşımda...
               Bakma böyle ustaca konuştuğuma,acemisiyim herşeyin.Hayır MÜMTAZ BEY'le hiç sevişmedik. O sadece bir avukat ve baba.Evini açtı bize bir gece vakti.Balıkesir sokakları yağmurla ıslanırken.Yağmurun beni boğmasını istedim o gece. Kaldırımın tekini avuçladım bedenimle. Sokaklar ıssız. O kadın kardeşine duyduğu sevgiyi anlatıp duruyordu serserinin tekine,ben ağlıyordum,. Önce içimdeki o sevgi kıpraştı sonra öfkem ele geçirdi herşeyi..Ağladım çok ağladım, bütün gece istedigim o şarkı çalmadı diye ağladım. İlk defa bir sokağı istemedim. Yağmurluydu çok, ıssızdı, alabildiğine turuncuydu. Ama istemedim inatla! Gramafondan şarkılar dinlemek başkadır, anason kokusudur anamın kucağı. Hani bir şarkı dinlersin, bir türkü; yağmur kokar toprak kokar, öyledir memleket özlemi.Şimdi ben hangi şiiri ithaf etmeliyim Balıkesir Sokağına.





      AMA OLSUN...
                   
       
       HOŞÇAKALIN!!.