24 Eylül 2014 Çarşamba

SAVAŞ MAĞDURU ADAM

Adam uyandı. Saati susturdu ve başını kaldırdı. Parmakları sakallarında gezindi. Korku vardı. Giyindi ve çıktı evden çantasını sırtına alarak. Uzun bir parkın içinden geçti. Savaş mağduru çocuklara gülümsedi. Esmer kadın ve adamlara baktı. İçinde direnç belirdi. Çocukluğu el vermiyordu unutmaya. Üç sigara içimlik mesafe yürüdü. Bir Ankara sabahı değildi. İnsanlar kaldırımları, durakları işgal etmiyordu. İşini sevmiyordu. Duvarları kitaplarla örülmüş bir yerden neden nefret eder insan? Uğruna direnç kazandığı bu mücadeleyi, o kitaplar içinde sıkışıp kalmışken değil,  kitaplarını buluttan bir yatağa dönüştürebildiği zaman diriltmeye değer görüyordu. O sadece bunun farkında değildi. Elleri saçlarına gitti. Artık bu şehre uyanmak istemediğini düşündü. Ruhu bedenine sığmıyordu ve artık şehre ve artık aynı masada, aynı odada içilenlere. İnsanları odalardan sokaklara, sokaklardan masalara, masalardan yataklara koşturan şehre ortak olmak istemediğini fark etti. Ama tam bir terk ediş olamazdı bu. Apartmanın altındaki bakkal aidiyet hissettiriyordu. Ama bir şeyler vardı onu nehirlerden denizlere savuran. Bir kadın değil. Bir tutku. Ankara kadar tanıdıklaşan. Döşeği benimsediği balkon kadar. Adam bir sabah uyandı. Başını kaldırdı. Saat geçti. Parmakları sakallarında gezindi. Umut vardı. Giyindi ve çıktı evden çantasını alarak. Başını önüne eğerek yürüdü. Geceyi düşündü. Parmakları dudaklarına gitti. Kadının sırtını öptü. En az erkeklerinki kadar kadınların da sırtlarına şiir yazılabileceğini biliyordu. Öpücükleri ısırıklara dönüştü. Dudaklarını arzuluyordu. Güzel oldukları için değil öyle gördüğü için.  Kaynağından öptü, yüzünü okşadı. Göz kapaklarında gezindi parmakları. Sızıntı kırmızılığa dönüştü, Şarkılar ritimlere. Artık kıvrımları kestirmek kolaydı. Bir gözün size tanıdıklaşması gibi, bir bakkal samimiyetinde. Şehirlerden şehirlere göçen. İki ayrı odada silüetlerinin dolaştığı hissi gibi. Uzun bir parkın içinden geçti kadının hayalini ardında bırakarak. Karısı olmaktansa metresi olmayı yeğleyen kadının.  Asıl kendine ulaşmaktı arzusu. savaş mağduru çocuklara gülümsedi. Çocukluğu el vermiyordu unutmaya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder