15 Şubat 2014 Cumartesi

SELMA'NIN GÖLGESİ

          İşte o gün geldi. Son yıllar korkularla doluyken, o boktan gün geldi çattı. Ölüme en yakın olanı demişti rüyamda bir tabut. Hayır sadece sarılmak istemiştim bir kere. Öyle genç kalmayı başarır ki cinsi en görkemliler,  bir adım atsanız onun alanına girecek, kaçar giderler. Her zaman söylemişimdir, terk edin, böylesi daha kolay oluyor diye.
          Bugün senin  günün o yüzden, az evvel boşalmış olsam da hazırım istediğini yapmaya.
          Kadınlar erkekler olmadan da idare edebilir.
          Telefonda ağabeyim gülüyor, ‘’ama henüz bundan haberi olmayan çok fazla kadın var’’ diyor yengemi işaret ederek.  
          Oysa sen sigaranı yakmışsın, bitmesini bekliyorsun. Düşünüyorsun ve senden başkasının nefes aldığı odaların, farelerin yuvası olan bütün deliklerinden korkuyorsun. Baştan anlaşma yapar korkaklar. Ve çizgilerini silen rüzgarlara engel olmak için pencereleri kapatmaya koşuyorsun.
          Eski yağ tenekesinde kuru bir asma dolanmış yağmurda gümbürdeyen saca.
          Altında iki kişi.
          Biri diğerinden suskun.
          Bana kendimi kötü hissettiren kahpelerin canı cehenneme.
          Senden kaçtığımı anlamıyor musun? Alışkınım gece sebepsiz duran araçların siluetlerine ve yaza doğru tatlı bir serinlik bırakan şubat yağmuruna.
          Rüyalarını bile kontrol etme isteğiyle dolu bir şizofrenim.  Eski şizofrenlerden öğrendiğim Selma’nın gölgesiyim.  Kara çarşaf altında, tek kişilik evinde yatağının kenarından,  otlu sigarasından her gün farklı bir erkeğe ikram eden kadınlardan.
          Bu kadar uzaklaşmak kimden?
          Bir çözebilsem bunu, sadece bir anlığına anlayabilsem.
          İşte o zaman anlarım kimin gitmesi gerektiğini.
Neden kadınlar hamam böcekleri gibi kaçışır mutfağa, mutfak masasına?
         Korkaklar baştan anlaşma yapar, ya da sabah erken uyanıp gider.  O mutfak masasında kalan hep acınası bir sefillikte.
          Her gün kimin hayatını topluyoruz bulaşıklardan başlayarak.
          ‘’ Sevmedim mutfak masasını, çok yapmacık durmuş’’ Sen hiç onun üstünde yumurtalı ekmek yedin mi? Sonra yataktan kaçıp, herkesten kaçıp, kendinden kaçıp, çantaya tıkıştıracağın kağıtları serdin mi üstüne.
          Bizden yüce kadınlardan bahsederken, onları anlarsın, ama hissetmemekte ısrarcısın.  Acıkmak sadece sabahları gidiş yolunda.
           Seni az önce becerdim ama istersen yine becerebilirim. Senin günün bugün ne de olsa.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder