11 Ocak 2014 Cumartesi

LAPLAPA

         Kuşlar gelip yesin diye orta karar yükseklikteki duvarın üstüne bırakılmış, yağmur altında lapalanmış ekmek gibiyim şimdi.  Üzerime yaramaz bir çocuğun basıp geçmesini bekliyorum. Sadece kediler gelip gidiyor o kıvraklıkla.  
         Alışkın değiliz sanki ani değişimlere, çok da büyütmemek gerektiğini düşünüyoruz.  Eski ve gelecek arasında yeniliğini koruyamayan kişilik bölünmelerine bakıp,  bu da tekrardan ibaretmiş diyoruz.
         Pis bozuk bedende mükemmelleşmiş ruh, astralinde kaybolduğunda, neye dokunmak isteyeceksin? Hastalık hali bu, yerine getiremediğin bütün sorumluluklarının yerine bir adım geriye gitmek.  Müziği tersten sarıp dinlemek, ritim bozukluklarından ibaretmiş.
         Düşünmeyi bıraktım. Bana bıraktığın bozuk para cüzdanı gibi işlevsiz her hareketimiz. Rol değişimli yatak hikayeleri özlemiyle dolu içim.
         Ya yok oluyorsam?
         Kimi tatmin edecek aklımdakiler?
         Tamamlanmış bir masalın kelimeleriyle doluyken kafam, onlardan bir anlam yaratamayacaksam ben dahil kimseye faydası olmayacaksa,  zorlama kalışlarla birbirimizi hasta ediyorsak, ''kalmak'' dediğimiz verilmiş sözlerin mecburiyetlerinden  mı ibaret?
         ‘’Her şey imkansız’’ demişti eski şizofren arkadaşım, mahallenin başındaki merdivenlere çömüp.
         ‘’Her şey mümkün kılınabilir. Ama biliyor musun? Sikmişim bu uğraşları!’’ demiştim. Sonra belki bir uzaylıyla tanışma şansımız olur diye konuşup dondurma almaya gitmiştik. O hep fıstıklı alırdı. Ben, dondurmaların ve diğer bütün şeylerin eski lezzetlerinde kalmadıklarını düşündüğüm için kendimkini de ona vermiştim.


         Ben kendime hiç güvenmem. Netliğim yok. Bugün karnıyarıktan nefret ederim. Ama aç değilken bile canım karnıyarık isteyebilir.  Gitmek yine hüküm giyiyor buralarda.  Sanırım biraz korkağım. Terk edilmek istemediğim için hemencecik terk edebiliyorum.  Mümkün kılmak için daha çok uğraş vermem gerekecek.  O zamana kadar kuşlar beni yesin diye ne yapabilirim bir bakmam lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder