17 Aralık 2013 Salı

YAĞMUR ALTI AŞIĞI PAN

Sevgili Zeus’um
          Bu sözcükleri sana çok uzak bir gezegenden yazıyorum. İçinde insanoğlu denen mahlukatların yaşadığı kirli bir gezegen bu. O kör olasıca Hera  kara pençelerini geçirip tüm erkliğine, bir hikayeyi orta tuşuna basıp kapatır gibi kapatmaya çalışmış. Zaman ve mesafeler içimize işlenmiş bu yazgıyı kesip atamaz bir köprünün dibine
Saygıdeğer Zeus’um, Ulu Tanrım!
         Beni varlığınla şereflendir, seninle var olmama müsaade et. Yokluğun sonsuz bir hikayeyi sonlandırır.  Lütfen sözlerime bir kelam et, ruhumu yanına çek…
       Gökler ne kadar uzakta tanrım! Ört eteklerini üzerimize, aydınlansın jüpiter’den nasibini almış bütün karanlık.  Şimşeklerin hızını alamasın, Eros’un okları gibi saplansın biz beş para etmez kullarına. Beni kendinle kutsa…
       Buyur gel tanrıların tanrısı!  turuncu bir pencere önüne kurulmuş masamda,  cevizli kek yemeye, bir bardak sıcak çay içmeye. Duvarları yık, özgürlüğe indirilen bütün darbeleri çivile. Özgürce sevişsin bütün insanlık ve bilinmeyenler. Aynı anda müziğin sonsuzla buluştuğu yolda, tüm alem, mahşer gününe aksın.
Yol göster Tanrım!
        Bize sonsuz labirentlerini aç. İkarus’un kanatlarında gezintiye çıkar mutlakiyetini. Erimeyen gezegenler yarat ve bana bitmeyen sonsuz hikayeler anlat. Başımı dizine koymama izin versen de yeter…




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder