24 Kasım 2013 Pazar

BORSA EĞLENCESİ

Heybene kanguru olmaya geliyorum.
Amerika’da bir zenci sokağında ot içip,
Biraz tütsülenmeye.
Yıldırma!
Bak, yıldızlar rengini soldurmuş mekanik bakışlar altında.
Sorgu masasının üstünde duran keşiş ışığın heyecanına kapılıp,
Her şeyi itiraf etmeye adayım.
Duymaya hazır mısın gerçekten?
Önce kızarsın,
Sonra yeni hayatını yaşarsın ‘’oh be!’’ çekip
En sonra arsızca kızarırsın birine dokunmadan önce.
Göbeği çıplak vizon heykelin gözleriyle bakıp gülümse.
‘’KÜÇÜK LETO’M’’ de çocuklarım karnını delmeden önce.
Edith Piaf’ı uydur ruh halimize.
Borsada fiyatı en  düşük cumartesi şarabıyla yıkan
Ve lütfen günlerden Cuma ertesi gecesi olsun.
İltihaplı yüzünden öpüp, son bir dönüş yapıyorum geçmişe.
Şimdi gelecek, şimdi geçmişte,
Şimdi;
Tam cehennemin dibinde bir nehirde yüzmekte.
Tüm libidom yerlerde…

Borsa’da tüm yerliler eğlencede.

22 Kasım 2013 Cuma

ÖNCESİ SONRASI: SİGARA

        Her tarafta kirli çoraplar, Eski sarımtırak ahşap köşe bar dolabı. İçinde ciddi ifadeli bir dolu değişmeyen fotoğraf. Bir şeyler eksikti. Sehpada duran koca ve soğuk şişeyi kafasına dikti. Uzattı ayaklarını.

       ‘’ tek başımayım, köşede kurumaya bekletilen şemsiye kadar, etrafında fareler gezinen şişedeki süt gibi. Rahatsız etmiyorlar ama olmasalar da olur.’’

       Güldü, bilgisayara gömülmüş adam duymazdan geldi.

       ‘’ insanları sevmem, sana sorduğum soruların amacı var. Beynini rahat bırak, düşünmeye değer şeyler hep uzakta, koliler arasında şehir manzarasına bakarken, alelacele çekilmiş bir saksodan daha zor değil hayat.’’

       Adam döndü:

       ‘’Sarıl bana’’ dedi sarılırken.

       ‘’elimde sigara var’’

       Sigarasını içmek istiyordu. Ama ritüeller baskısını boğazına gömüp, seni A noktasından B noktasına, oradan gerisin geri başladığın yere götürür. İtaatkar bir köpek gibi. İpi tutan elleri takip etmek zorundasın.

       Bıraktı sigarayı, o da sarıldı. Acıktığını hissetti.

       Yeşil çoktan bedeninde gezintiye çıkmıştı:

       ‘’Sevişelim mi?’’

       ‘’Henüz şarabımı bitirmedim.’’

       Sigaranın kalanına uzandı, şarabi dikti, soğuktu.

      ‘’Zaman geçmiyor diye’’ düşündü.

      ‘’odaya gidelim’’

      Yürüdüler, nazikçe yol verdi diğeri.

      ‘’ zaman tekerrürden mi ibarettir? ‘’

      Dört yıl önce aynı yatakta aynı rahatlıkla sevişmişlerdi. Sonra arkadaş kalmaya karar vermiş, bir daha görüşmemişlerdi.

       ‘’ zaman tekrar etmeyi sever, ama insanlar değişir.’’

       Eğildi, ‘dön’ dedi, ‘gel’ dedi, ‘dur’ dedi.

       ‘’Sıkıldım bu acemilikten’’ diye düşündü.

       Üstüne çıktı, göğüs uçlarına eğildi, vücudunda gezinmekteydi elleri. Sonra aşağılara kaydı. Diğerinin ağzından anlamsız birkaç şey çıktı. Devam etti, sonra arkasına geçti. Kadınlar kadar erkeklerin de sırtlarına şiirler yazılabilir. Sarıldı, dokunuşlardan vazgeçmedi.

       Gece amacını tüketti.  

       ‘’ göğsümde sere serpe yatan, adına sigara yaktığın kadının çocukları’’

       ‘’Hadi sigara içelim’’

       Bütün gece bunu arzulamıştı. Sonra düşündü:

       ‘’ neden sevişirken sigara içmeye devam etmez insanlar?’’

       Küf kokusunu bastıracak kadar zehir çekebiliriz ciğerlerimize. Eğer ölmeseydin Frida, seni bir su markasından çok kaçak sigara markası yapardım.

       Umurunda değildi. hayat canını acıtabilecek kadar kimseyi sevdirmiyordu artık ona, hissettiği rahatlamış bedeni ve damarlarında akıp giden endorfindi.