23 Nisan 2013 Salı

BENİ VUR 2



          Daha geçenlerde öğrenmiştim ismini. Sonra unuttum.  Kumdan yapılma kentlerde gülmek yasaktı. Ağlamak da. Ardından baktım, sadece bakmakla kaldım. Uğraşıyorum olmuyor. Yerini herkesle doldurmaya çalışıyorum. Sonra, sadece adını bildiğin bir adamın yerine hangi bedeni koyabilirsin diye düşünüyorum. Dün boyunu düşündüm. Gözümde hep heybetliydin.  Tütün koktuğunu zannettiğim beyaz gömleğinden ve ciddi ifadenden başka bildiğim yok.
           Bugün ölümünün yaşıma yakın yılı olmuş. Seni düşündükçe bütün adamlardan tiksiniyorum; en çok beni terk edenlerinden. Yalnızım biliyorum. Sen yoksun onu da biliyorum. Seni alıp götüren o kurşunları affetmek istiyorum. Birine bir iyilik yapar gibi. Birini affetmek kurtuluşa işarettir. Kimi affedersem edeyim kurtulamıyorum.  Asla gurur duymayacağın bir evlat oldum. Her günün sonunda bunu düşünüyorum. Sonra sabah olunca unutuyorum…
           Tuhaftır acı çekmiyorum şuan. Nevim’in (newal?) prangalar yemiş ruhunun anahtarının kimse nerede olduğunu bilmiyor. O kayboldukça yasını tutmaktan vazgeçiyorum. Tam bir sene geçti. Aramızdaki tüm buzlar erimişti. Ben sanmıştım ki birbirimizi olduğumuz gibi kabul ettik. Çalılıklarla örtünmüş mezarının başında ellerimi açıp dua edemediğimi fark ettiğim an anlamıştım, sen gittin ve giderken ismiyle beraber bir cenin bıraktın ardında.bütün derelerde kan akıyor bugün.
           Seni bir kere rüyamda görmüştüm. Gökyüzünde çiçekli tacınla bir tanrıydın ve bana cenneti vaat etmiştin. gelebilseydim, belki o gün benim bayramım olurdu.  Balkonlarında bayraklarıyla bayramlarını kutlayan insanlın aksine içimde senin için ben de bir bayrak açıyorum. Rengini sen koy.
Gelirsen söz veriyorum bütün duaları öğrenirim. Sonra gelmeyeceğini anlıyorum, şimdi yedi veledin hepsi senin kanın üzerine ant içiyor.
           ''Sonra evi bir anda ateşe verdiler, o an kendimi kaybettim ve ateşe doğru koşmaya başladım.''
          Ama engellediler... ruhun şad olsun!..
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder