29 Mart 2013 Cuma

MEMLEKET HASRETİ


           Bu bir 23 Nisan ajitasyonu değil!
          Kedi kız ne yaşarsak yaşayalım sırf benim memleketimin toprağının tadına bakmış olduğun için her zaman güzel hatırlayacağım seni demişti. O bunu söylerken uzakta bir memlekette yeşil çimlerin kokusunu içimize çekiyorduk. Denizi buharlaştırıp tüm tuzları toplasak da gömülsek de o tuzların beyazlığına, asla tenimiz karalıktan kurtulamayacak.
          Evet iflah olmaz bir faşistim. Her zaman çirkin, kaba saba, esmer, kötü Türkçe konuşan, acılarımız var diye ağlayan o ‘’cahiller’’den biri olacağım. Irkçılık yapıyorum. Her an bir yerden birilerinin o düzgün Türkçesiyle çıkıp bana ağır ithamlarda bulunmasını bekliyorum.
         Babamın ölmesine bir ay var,
         Annemin polis görünce korkup saklanmasına birkaç gün,
         Babaannemin gizli gizli ağlamasına birkaç saat,
         Kardeşimin kurşunlanması an meselesi.
         Abimin işkence görmüş bir adamı tarif etmesi dünde kaldı.
         Bir diğerinin askerde intihar etmek istemesi birkaç gün öncesinde kaldı.
         Her şey bir tarihin kara siluetiyle başladı. Gece soğuk, ayaz sanki, ay ışığında kurtlar köylere doğru ulumakta. Büyük göç var. Şehirler akın akın. Gelenler yıldızsızlıktan şikayetçi. Betonlar soğuk, pencere pervazları tahtadan. Geceleri bilinçsiz sevişmeler ve aylar sonra kundaklarda küçük bebeler var. Herkes acı içinde, başka diller var, memleket memleket diye inlemekte herkes.
        Herkes nerede?
        Anne, baba, abla, ağabey!
        Başka memleketler ne de soğukmuş kimsesizken. Birkaç tanıdık şarkı ve kelimeler yetmiyor dindirmeye bunu. Kurtlar ulumuyor, kurt seslerini özledim. Elleri varsa bir babanın iri iri, onlara yaslanıp zamanı durdurmayı özledim.
       Şimdi kimse yok mu gerçekten?
       Sırf tanıdık olsun diye çıkıp bir köprünün üzerine, su yerine akan arabaları izlemek yıldızsız bir gecede… Hayal gücümü daha ne kadar zorlayabilirim?. İflah olmaz bir faşistim ben. Şimdi size Kürtçe ağıtlar yaksam her bir mevtanın yerine, kelimelerimi daha ne kadar zorlayabilirim.
       Kürtçe rüya göremez oldum.
       Kürtçe ağlayamam,
       Kürtçe dua edemem,
       Kürtçe aşık olamam,
       Her şey yüzüme gözüme durdu.
       Sokaklardan alınıp terbiye edilen köpeklere döndük, şehirlere göçtükçe. Makinalaştık, unuttuk insanlığa dair ne varsa. Bir tas içinde komşulara götürdüğümüz çorbalara benzedik. Kapatıldı bütün kapılar suratımıza. Ah iflah olmaz bir faşistim ben!
       Bodrum katlarında rutubet soluyan bozuk Türkçeli faşistleriz biz.
       Tüm kerpiçler yıkık dökük, askerlerle büyürken polislere kokteyller sunduk. Çocuktuk en öndeydik. Nerde bütün o renkli fistanlarımız. Al basmalı, yamalı, ne zaman giymeyi öğrendik adı bile başka bir lügattan kalma kıyafetleri. Halay başları öldü mü? Utanır olduk esmerliğimizden.
        Her şey bir tarihin kara siluetiyle başladı. Bütün çocuklar kendini beyaz zannederek büyüdü. Geriye gizli bir memleket hasreti kaldı bir tek.



   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder