16 Nisan 2012 Pazartesi

BENZİN İSTASYONLARINDA KÜÇÜK KANGURULAR


                                 Bırak kadınlar gibi ağlamayı da gel otur. Ya da sadece ağla, oturmasan da olur.
                                 - Küçükken tecavüze uğramış olabilir miyim?
                                +Tecavüz!
                                Bilmiyorum geçmişimle ilgili her şey çok, çok karanlık… Arka sokakların birinde kirli elbiseli esmer çocuklar oynuyor. Her şey öylesine renksiz. Çöplerin arasına kurulmuş bir salıncak. Etrafımda bir arı dolanıyor, sokmasından korkuyorum. Benzin istasyonlarının oradaki küçük parklara gidemeyecek kadar çok korkuyorum yalnızlıktan. Çocuklar ileride yolları yalnız ve ıssız hatırlamasın diye her benzin istasyonunun köşesine küçük parklar ve salıncaklar  kurulmuş. Arıyı ve salıncağı düşünüyorum. Çöp kokuyor salıncak, çöpler bana on beşinde sakso çektiren o çocukları hatırlatıyor.
                             - Orospu çocuğu küçük Kürt seni…
                            + Küçük  Kürt!
                            Boğazımda garip bir tat var. Hayır o şekerli çikletlerin tadına benzemiyor bu. Nefes alamıyorum önce, sonra, sonra evet çöp kokusu tanıdık. Salıncaktaki gibi kokuyor. Kanguruları hayal ediyorum ve kış vakti dalgıçları.
                            -Arı var mıdır burada?
                           +Arı!
                           Ya da kanguru... Acaba şu an kangurular ülkesinde güneş batıyor mudur? Bak burada doğuyor. Büyüdükçe daha çok hatırlıyor insan. Ben gittikçe daha çok hatırlıyorum karanlığı. Boğazımdaki garip tadı atabilmek için daha çok bira içiyorum. Daha önce hiç düşünmemiştim güneş doğarken ölmeyi, ya da dur bütün kanguruları öldürürsek ve ele geçirirsek ülkelerini, güneş batmaz hiçbir zaman. Çocukluğumuz da kurtulur böylece ebedi karanlığından.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder